30 Nisan 2009 Perşembe

Ehliyetiniz var mi?
Belki uzun, belki kısa bir yoldasınız..
Her başarısızlık sizin için birer KAVŞAK
Endişeleriniz bir VİRAJ
Arkadaşlarınız bazen GAZ PEDALI olur bazen de FREN..
Düşmanlarınız trafik ışıklarındaki KIRMIZI
Aileniz ise yolunuzdaki UYARI TABELALARI
İş hayatınız ise ENGEBELİ BİR ARAZİ..
Ama Deponuz PRENSİPLERİNİZ ile doluysa..
Motorunuz İRADENİZ kadar sağlamsa..
İnandığınız her şey SİGORTANIZ olmuşsa..
Ve yan koltukta YARATANIN varlığını her zaman hissediyorsanız..
Dilediğiniz Yere Mutlaka Varacaksınız..........

8 Nisan 2009 Çarşamba

3 Nisan 2009 Cuma

OTOYOLDAKİ TEYZE
ABD'de 22 no'lu karayolunda, devriye görevi yapan bir otoyol polisi arabasından yolu izlerken bir araba görmüş. Bu aracı radarla incelemiş ve en az 50 km hızla gidilmesi gereken bu yolda aracın tam 22 km hızla gittiğini farketmiş. Bu araba yolu tıkıyormuş. Aracı durdurup sürücüyü uyarmaya karar vermiş. Aracın peşinden gidip aracı durdurmuş. Bir de ne görsün? Aracı kullanan çok yaşlı bir teyze. Aracın arkasındaki koltuklarda da çok korkmuş 3 tane yaşlı teyze daha var. Polisi görünce yaşlı sürücü endişeyle:
-Polis bey,çok mu hızlı gidiyordum?
Polis:
-Hanımefendi,hızlı değil, tersine çok yavaş gidiyorsunuz ve bu tüm otoyol trafiğini etkiliyor! Radardan gördüğüm kadarı ile 22 km hızla gidiyorsunuz. Yaşlı teyze:

-Ama otoyolun girişinde 22 yazıyordu ve ben de bu kurala uymak istedim!

Polis
:
-Teyzeciğim; o 22 otoyolun numarası. Bu yolda en az 50 km hızla gitmelisiniz.
Yaşlı teyze:
-Tamam,bundan sonra hızlanacağım.
Polis tam kendi arabasına giderken,gözü yine arkada oturan, hiç konuşmayan ve çok korkmuş 3 yaşlı teyzeye kaymış ve sürücüye sormaya karar vermiş:
-Teyzeciğim bir şey sorabilir miyim? Bu arkada oturanların nesi var? Çok korkmuş gözüküyorlar, sanki dillerini yutmuşlar gibi!
Yaşlı teyze:
-Valla ben de anlamadım,
250 no'lu karayolundan çıktıktan beri böyleler...
1 Ocak 2009 tarihinden geçerli olmak üzere trafik idari para cezaları % 12 oranında artırıldı. İçişleri Bakanlığından illere gönderilen genelgede 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununda öngörülen kuralların, şart ve yükümlülüklerin ihlalleri karşılığında uygulanacak trafik idari para cezalarının yeniden değerlendirildiği belirtilmiş ve 1 Ocaktan itibaren uygulanacak cezalarda yeni fiyatların geçerli olacağı açıklanmıştır. Buna göre sıklıkla ihlal edilen bazı kurallara verilecek olan para cezaları şu şekilde yenilendi:

2009 Yılı Trafik Para Ceza Oranları

Kırmızı ışık kuralına uymamak : 128 TL78

Emniyet kemeri bulundurmamak ve kullanmamak : 61 TL

Motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve gözlüğü yolcuların ise koruma başlığı bulundurmaması ve kullanmaması : 61 TL

Alkollü içki alarak araç kullanmak 1.defa:537 TL-- ikinci defa :673 TL --
3 ve 3 ten fazlasında ise 1078 TL

Taşıt yolu üzerinde duraklamanın ve park etmenin trafik işaretleri ile yasaklandığı yerlere parketmek : 61 TL

Hız sınırlarını % 10 dan % 30′ a kadar aşmak : 128 TL

Hız sınırlarını % 30 dan fazla aşmak : 265 TL

Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmamak : 61 TL

Araçların muayene sürelerini geçirmek : 61 TL

Sürücü belgesiz araç kullanmak : 265 TL

Araç kullanırken sürücü belgelerini yanında bulundurmamak: 128 TL

Gabari dışı yük yüklemek ve yük üzerine veyaaraç dışına yolcu bindirmek uymayan işletenlere :1293 TL,Yük gönderenlere : 2.588 TL

Yük nakli yapılan araçlara azami toplam ağırlıklarının üzerinde yükleme yaptırmak : 2704 TL.

Buna göre Trafikte en az cezanın 61 TL en fazla cezanın ise 2704 TL olduğu, cezaların sadece idari para cezaları değil, ihlallerin durumuna göre araçların trafikten men edilmesi, sürücü belgelerine geçici süre ile el konulması ve sürücü belgesiz araç kullanmak, Alkollü iken araç kullanmak gibi durumlarda hapis cezalarının da verileceği görülmüştür.
Kaynak: İnternet

5 Mart 2009 Perşembe

MEB, ehliyet sınavlarının "e-sınav" yöntemiyle yapılabileceğini duyurdu.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, motorlu taşıt sürücü adayları sınavlarının elektronik ortamda, ''e-sınav'' yöntemiyle yapılabileceğini, projeyle ilgili altyapı hazırlıklarının son aşamaya geldiğini bildirdi.MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un yazılı soru önergesini yanıtlayan Çelik, Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı'nın, ortalama 2 ayda bir yapıldığını hatırlattı.Çelik, bu sınavlara ortalama 400 bin kişinin katıldığını belirterek, sınavların Türkiye genelinde 136 merkezde yapıldığını bildirdi.Sınav salonlarında meydana gelen olumsuzlukları tespit etmek amacıyla her sınavda ortalama 1500 tutanak tutulduğunu belirten Çelik, ''Bu tutanaklarda bir takım bilgilere ve olumsuzluklara vurgunun dışında, birçok sınav sonucunun iptal kararları da yer almaktadır. Sonuçların bilgisayarlarda değerlendirme işlemi sonrasında, bu tutanaklar tek tek incelenerek, işleme alınmak üzere sisteme veri girişi yapılmaktadır'' bilgisini verdi.
Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı'nın, yapılışından itibaren en geç 14 gün içinde sonuçlarının açıklandığını anlatan Çelik, şunları kaydetti:''Hem zamandan hem de iş yükü ve maliyetten kazanç sağlamak amacıyla Bakanlığımızca gerçekleştirilen sınavlarda, 'elektronik sınav (e-sınav)' uygulamasına geçilecektir. Projenin altyapı hazırlıkları son aşamaya geldi. Pilot il olarak belirlenen Ankara'da, Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı için elektronik ortamda, adayların istedikleri zaman randevu alarak girdiği ve bilgisayarda yöneltilen soruları cevapladığı sınav, TOEFL, EMAT, IELTS gibi uluslararası sınavların yöntemiyle gerçekleştirilecektir.
Adaylar, sınava girdikten en geç bir gün sonra sonucunu öğrenebilecek. Bilgisayar kullanmayı bilmeyen adaylar için mevcut klasik test usulü uygulamasına bir süre daha devam edilecek.''

1 Mart 2009 Pazar

Bugün ki konum, eşimin basında yayınlanmış havalı otomobiller ile ilgili makalesi.

Sevgili Okurlarım,
bu seferki yazımı benim için tutku olan otomobillerin yakıt sistemleri üzerine yazdım ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Yanlış anlamayın; ben ne makine mühendisi ne de otomobil mühendisiyim. Yalnızca otomobillere ilgi ve ülke problemlerine duyarlı olan bir akademisyenim.
Otomobiller ya da motorlu taşıtlar, hayatımızın vazgeçilmez birer parçası. Ancak bu taşıtlarla ilgili en büyük problem, yakıtlarının pahalı olması ve çevreyi kirletmeleri olarak bilinmektedir. Bu arada dünyanın en pahalı petrolünü de Türk tüketicisi kullanmak zorunda kalmaktadır. Bu pahalılığın en büyük nedeni ise; petrole konulan verginin yüksekliğidir. Örneğin, 1 TL civarına mal olan benzini bizler Türkiye’de 3 TL’ye yakın bir fiyatla alabilmekteyiz. Bu durumda tüm dünyada benzin ve mazota alternatif arayışı sürerken, Türkiye’nin bu konuda daha hızlı çözüm bulması gerekmektedir.

Türkiye’de yakın zamana kadar, benzine alternatif olarak mazot görülmekte idi. Fakat Türk tüketicisi mazotlu otolara dönünce, kaybolan vergi kazancını telafi etmek için devlet, ardı ardına zam yaparak, mazot fiyatını benzine yaklaştırdı. Mazotlu otoların daha pahalıya alındığı ve masraflarının da daha fazla olduğu düşünüldüğünde, dizel otomobil alıp da gürültü dinlemenin bir mantığı kalmadı.
Benzine alternatif bir diğer yakıt LPG, yani tüp sistemi. LPG sistemi uygulanan benzinli otolarda % 35-40 civarında tasarruf sağlanabilmekte. Ancak bunun da getirdiği sıkıntılar bulunmaktadır. Bunlardan ilki; aracınız sıfır alındığında 1-5 sene arasında garantisi var ise tüp taktırdığınızda, firma bu garantiyi iptal etmektedir. Hyundai gibi birkaç marka, fabrika çıkışı ya da sonradan takma tüplü otomobiller de satmakta fakat bu sefer de piyasada 800-1000 TL arasında taktırılabilecek sistemler 1500-2000 TL fark ile alınabilmektedir. Sonradan taktırma lpg sistemleri her otomobile uyum sağlamadığından, beyin arızası ya da türlü türlü başka arızalara neden olabilmekte, sonuçta çok daha pahalıya mal olabilmektedir. Tüplü otomobillerle kapalı garajlara giriş de yapılamamakta, bagajın bir kısmını kapladığı için yükleme alanı da azalmakta, ayrıca aracın performansını düşürüp yakıtı arttıracak ekstra bir ağırlık da yapmaktadır. Belki de en önemli zararı; benzin deposu taşıyarak, patlamaya hazır otomobillerimizin ikinci bir patlayıcı bomba taşıması anlamına gelmekte, bir kaza anında iki depodan birinin parlama ve patlama riskinin daha da artmasıdır.

Hibrit sistemlerine gelince; hibritin kelime anlamı melez olup, bunlar hem elektrik hem de sıvı yakıtla çalışan otomobillerdir. Fakat en büyük sorunları, akü güçlerinin çok sınırlı olması, bu nedenle belli bir gücün üstünde enerji istendiğinde sıvı yakıta geçilmesidir. Bu otomobiller şehir içi kullanımları için ideal görünmektedir. Çünkü hem sıvı yakıt tüketimini hem de çevre kirliliğini azaltmaktadır. Bu tip otoların en büyük sıkıntıları ise ilk alımda aynı markanın hibrit olmayanına göre çok daha pahalı olmalarıdır. Türkiye’de satılan bir modele örnek vermek gerekirse; Honda civic’in 1400 cc hacimli motorunun hibriti var, ancak yaklaşık 10000 TL daha pahalı. Sanırım bu nedenledir ki Toyotanın pirius modeli de Türkiye’ye yıllardır getirilmiyor.
Tamamen elektrikle çalışan otomobillere gelince; bunların şarj üniteleri çok yer kapladığından ve de şarj süreleri çok uzun olduğundan, halen verimli olarak kullanılamamaktadır. Ayrıca Avrupa’nın kalabalık kentlerinde kullanılan küçük elektrikli otomobiller dışında, seri üretimi yapılan aile otomobilleri de piyasada bulunamamaktadır.
Güneş enerjisi ile çalışan otomobil denemeleri ve örnekleri de bulunmakta, ancak enerji toplama santrallerinin çok yer kaplamaları, buna rağmen kabin kullanım alanlarının darlığı nedeni ile küçük otomobillerde halen deneme aşamasında denilebilir.
İstanbul ve Ankara gibi Büyükşehirlerde doğalgaz ile çalışan otobüsler de bulunmaktadır. Avrupa’da yıllardır otomobillere de uygulanmış seri üretim doğalgazlı otomobiller bulunmaktadır. Bu taşıtlar hava kirliliğinin önlenmesinde büyük katkı sağlayabilir ancak Türkiye’nin akaryakıtta dışa bağımlılığına çözüm olmaz.
Sıvılaştırılmış bor ile çalışan otomobiller de söz konusu ve bu sistem sıradan her tür benzinli otomobile de uyarlanabilmekte, ancak bu sistem ne halkımız tarafından bilinmekte, ne de bu sistemin tanıtımı yapılmaktadır. Yine de bazı sanayi ustalarının kendi çabaları ile bu sistemi uyguladıklarını bilmekteyiz. Dünya bor madeni rezervinin %70’i Türkiye’de bulunmaktadır. Türkiye’nin ise bu madeni işlemeden, çok düşük bir fiyata yurt dışına pazarladığı söylenmektedir. Devletin ve otomobil firmalarımızın bu işe bir an önce eğilmesini beklemekteyiz.
Havalı motorlara gelince, bundan yıllarca öncesinde Türk televizyonlarında yine bir Türk sanayi ustasının, mobiletini sadece hava basıncı ile çalıştırdığını izlemiştim. Yıllar sonra bu sistemi bir Fransız firmasının geliştirerek seri üretime geçeceği haberini okudum. Bu haberi sizlerle de paylaşmak istiyorum: 2 silindirli ve çalışma prensibi olarak içten yanmalı motorlara benzeyen hava motorları gerekli enerjiyi otomobilin altına konumlandırılmış olan ve 300 bar basınçla sıkıştırılmış hava bulunduran karbonfiber hava tankından almaktadır.

Fransız motor üreticisi MDI Firmasının CityCat adını verdiği yeni modeli 800 cc’lik hava motorundan 25 HP güç üretip 110 km/s hıza ulaşabilmektedir. 2,65/1,62/1,64 metrelik ebatlarıyla tam bir şehir otomobili olan CityCat 550 kg ağırlığındadır. Otomobil bir depo hava ile şehir içinde 200-300 kilometre yol gidebilmektedir Otomobilinizin havası bittiğinde, kurulacak olan yüksek basınçlı hava dolumu yapan istasyonlarda iki dakikanızı ayırmanız yeterli olmaktadır. “İstasyona para vermek istemiyorum, kendi havamı kendim doldururum” diyenlerin ise araçla birlikte verilecek olan hava kompresörünün bir ucunu otomobiline, diğer ucunu ise 220 voltluk şehir elektriğine bağlamaları gerekmektedir. Ancak şebeke elektriğini kullanarak dolum yapmak isteyenlerin 4 saat beklemeleri gerektiğinden, hava istasyonlarında dolum yaptırmak daha mantıklı görünmektedir. Hayal değil gerçek sıfır yakıt, sıfır hava kirliliği, sıfır tehlike. Oh ne güzel ne hoş. Devletimizden beklentimiz; bu sistemi bir an önce hayata geçirmesidir. Akaryakıt vergilerini kaybederim endişesi taşımasınlar. Bu devletin bu gelire gerçekten ihtiyacı var ise, bu vergiyi tüm otomobillerin satışına ve bandrolüne yansıtsınlar, hiç değilse Türkiye’nin parası petrol alımı için dışarı gitmesin ve de soluduğumuz hava temiz kalsın.
Havalar nasıl olursa olsun Sizin havanız yerinde olsun.

Yrd. Doç. Metin Kasım
Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi
Radyo Televizyon Bölümü Fotoğrafçılık ve Grafik Anabilim Dalı Başkanı

20 Şubat 2009 Cuma

ABD'nin prestijli üniversitelerinden Massachusetts Instute of Technologie (MIT) öğrencileri, yoldaki çukur ve tümseklerden elektrik üreten etkili bir amortisör icat etti...
Geliştirdikleri amortisörün şu an otomobillerde kullanılan amortisörlerden daha yumuşak bir seyahat olanağı sağladığını belirten MIT öğrencileri, buluşlarının Amerikan ordusu ve bazı kamyon üreticilerinin ilgisi çektiğini ve tüm araçların yakıt ihtiyacının yüzde 10'unu karşılayabileceğini belirtti.
Konvansiyonel amortisörlerden daha yumuşak bir yolculuk sağlayan sistem, bataryaları şarj edecek veya elektrik donanımını çalıştıracak elektrik üretiyor.
Buluşun geçen yıl patentinin alındığı ve bir şirketle ticari anlaşma yapıldığı belirtildi.

20 Ocak 2009 Salı

MEB, yılda 2 milyon kişinin başvurduğu ehliyet sınavlarını
artık internet üzerinden yapacak.

Artık, motorlu taşıt sürücü kursu sınavları klasik yöntemlerle değil, internet üzerinden yapılacak. Adayların belirlenen sınav merkezlerinde olacağı "e-sınav"lar, hafta içi ve hafta sonu, günün
her saatinde yapılabilecek. Katıldığı kurslarda teorik dersleri tamamlayan adaylar sınava hemen girebilecek. Direksiyon sınavına girmek için de adaylar, yazılı sınav sonuçlarının açıklanmasını 1 ay boyunca beklemeyecek. Sınavlar anında sonuçlanacak. Bütün adayların belirlenen bir gün içinde sınava girmesinden kaynaklanan izdiham da tarihe karışacak. (haber3.com)