GELECEKTEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GELECEKTEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2014 Cumartesi

AKILLI YOL....

solar roadways 1


solar roadways 1 Solar Roadways projesi, 2000′li yılların başında, Amerika’nın asfalt yollarını güneş panelleriyle değiştirme hayaliyle, Scott ve Julie Brosaw çiftinin garajlarında başladı. Çiftin bir elektronik laboratuvara çevirdikleri garajda yaklaşık 10 yıl süren çalışmaları sonunda Solar Roadways Google’dan NASA’ya birçok kurumun ilgisini çeken bir proje haline geldi. Gerçekleşmesi için gerekli fonu bulmak üzere 21 Nisan’da başlayan Indiegogo kampanyası hedeflenenden erken bir tarihte 1 milyon dolar amacına ulaştı. Bugüne kadar yaklaşık 1 milyon 400 bin dolar toplayan Solar Roadways yapacağı birkaç geliştirmeden sonra üretim sürecine geçebilecek.
solar roadwayssolar roadways 2solar roadways 2 Güneş enerjisiyle çalışan ve içinde hassas elektronik devreleri barındırabilecek çok güçlü bir malzeme üretme fikriyle başlayan Solar Roadways, çok sayıda altıgen biçimli akıllı panelin bir araya gelmesinden oluşuyor. Dış yüzeyi 125 ton ağırlığındaki kamyonları bile taşıyabilen özel camlardan oluşan paneller, içerdeki güneş pilleri ve mikro işlemcilerin zarar görmesini engelleyecek güçte. Solar Roadways’in içindeki mikro işlemciler LED aydınlatmaları kontrol edecek, yük hücrelerini okuyacak ve iki yönlü iletişim sağlayacak şekilde tasarlanmış. solar roadways Herbir panelde bulunan 128 LED aydınlatmasıyla işaretlenen “akıllı yollar”ın en önemli özelliklerinden biri elektrikli arabaların güç sorununa çözüm olarak görülmesi. Bununla birlikte sürücüsüz otomobilleri (bugün yayınladığımız Google insansız otomobilleri gibi) destekleyebilmesi. Isınma özelliği de bulunan paneller sayesinde yolların karla kaplanması da engelleniyor. Akıllı yollar park noktalarına, kaldırımlara ve daha birçok alana uyarlanabiliyor. solar roadways 4 Akıllı yolların, güneş enerjisinden elektrik ürettikleri için maliyetini karşıladığı ve hatta akıllı yollarla birbirine bağlanan evlere, park noktalarına ve iş yerlerine de enerji sağlayabileceği belirtiliyor. Scott ve Julie Brosaw çifti, ürettikleri prototip için geri dönüşüm uzmanlarıyla çalışmış ve olabildiğince fazla geri dönüşüm materyali kullanmışlar. 1960′larda büyüyen ve o günden bugüne değişmeyen nadir şeylerden birinin yollar olduğunu söyleyen çift, değişim için önce Amerika’yı hedefliyor. Sürdülebilirlik ve yenilenebilir enerji kaynaklarının günlük hayattaki kullanımı konusunda çığır açabilecek bu teknoloji, geleceğin büyük sorunlarının, devletten beklemek yerine, birkaç kişinin geliştirmeye başladığı teknolojilerle çözülebileceğini göstermesi açısından oldukça önemli.
solar roadways 4

1 Mart 2009 Pazar

Bugün ki konum, eşimin basında yayınlanmış havalı otomobiller ile ilgili makalesi.

Sevgili Okurlarım,
bu seferki yazımı benim için tutku olan otomobillerin yakıt sistemleri üzerine yazdım ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Yanlış anlamayın; ben ne makine mühendisi ne de otomobil mühendisiyim. Yalnızca otomobillere ilgi ve ülke problemlerine duyarlı olan bir akademisyenim.
Otomobiller ya da motorlu taşıtlar, hayatımızın vazgeçilmez birer parçası. Ancak bu taşıtlarla ilgili en büyük problem, yakıtlarının pahalı olması ve çevreyi kirletmeleri olarak bilinmektedir. Bu arada dünyanın en pahalı petrolünü de Türk tüketicisi kullanmak zorunda kalmaktadır. Bu pahalılığın en büyük nedeni ise; petrole konulan verginin yüksekliğidir. Örneğin, 1 TL civarına mal olan benzini bizler Türkiye’de 3 TL’ye yakın bir fiyatla alabilmekteyiz. Bu durumda tüm dünyada benzin ve mazota alternatif arayışı sürerken, Türkiye’nin bu konuda daha hızlı çözüm bulması gerekmektedir.

Türkiye’de yakın zamana kadar, benzine alternatif olarak mazot görülmekte idi. Fakat Türk tüketicisi mazotlu otolara dönünce, kaybolan vergi kazancını telafi etmek için devlet, ardı ardına zam yaparak, mazot fiyatını benzine yaklaştırdı. Mazotlu otoların daha pahalıya alındığı ve masraflarının da daha fazla olduğu düşünüldüğünde, dizel otomobil alıp da gürültü dinlemenin bir mantığı kalmadı.
Benzine alternatif bir diğer yakıt LPG, yani tüp sistemi. LPG sistemi uygulanan benzinli otolarda % 35-40 civarında tasarruf sağlanabilmekte. Ancak bunun da getirdiği sıkıntılar bulunmaktadır. Bunlardan ilki; aracınız sıfır alındığında 1-5 sene arasında garantisi var ise tüp taktırdığınızda, firma bu garantiyi iptal etmektedir. Hyundai gibi birkaç marka, fabrika çıkışı ya da sonradan takma tüplü otomobiller de satmakta fakat bu sefer de piyasada 800-1000 TL arasında taktırılabilecek sistemler 1500-2000 TL fark ile alınabilmektedir. Sonradan taktırma lpg sistemleri her otomobile uyum sağlamadığından, beyin arızası ya da türlü türlü başka arızalara neden olabilmekte, sonuçta çok daha pahalıya mal olabilmektedir. Tüplü otomobillerle kapalı garajlara giriş de yapılamamakta, bagajın bir kısmını kapladığı için yükleme alanı da azalmakta, ayrıca aracın performansını düşürüp yakıtı arttıracak ekstra bir ağırlık da yapmaktadır. Belki de en önemli zararı; benzin deposu taşıyarak, patlamaya hazır otomobillerimizin ikinci bir patlayıcı bomba taşıması anlamına gelmekte, bir kaza anında iki depodan birinin parlama ve patlama riskinin daha da artmasıdır.

Hibrit sistemlerine gelince; hibritin kelime anlamı melez olup, bunlar hem elektrik hem de sıvı yakıtla çalışan otomobillerdir. Fakat en büyük sorunları, akü güçlerinin çok sınırlı olması, bu nedenle belli bir gücün üstünde enerji istendiğinde sıvı yakıta geçilmesidir. Bu otomobiller şehir içi kullanımları için ideal görünmektedir. Çünkü hem sıvı yakıt tüketimini hem de çevre kirliliğini azaltmaktadır. Bu tip otoların en büyük sıkıntıları ise ilk alımda aynı markanın hibrit olmayanına göre çok daha pahalı olmalarıdır. Türkiye’de satılan bir modele örnek vermek gerekirse; Honda civic’in 1400 cc hacimli motorunun hibriti var, ancak yaklaşık 10000 TL daha pahalı. Sanırım bu nedenledir ki Toyotanın pirius modeli de Türkiye’ye yıllardır getirilmiyor.
Tamamen elektrikle çalışan otomobillere gelince; bunların şarj üniteleri çok yer kapladığından ve de şarj süreleri çok uzun olduğundan, halen verimli olarak kullanılamamaktadır. Ayrıca Avrupa’nın kalabalık kentlerinde kullanılan küçük elektrikli otomobiller dışında, seri üretimi yapılan aile otomobilleri de piyasada bulunamamaktadır.
Güneş enerjisi ile çalışan otomobil denemeleri ve örnekleri de bulunmakta, ancak enerji toplama santrallerinin çok yer kaplamaları, buna rağmen kabin kullanım alanlarının darlığı nedeni ile küçük otomobillerde halen deneme aşamasında denilebilir.
İstanbul ve Ankara gibi Büyükşehirlerde doğalgaz ile çalışan otobüsler de bulunmaktadır. Avrupa’da yıllardır otomobillere de uygulanmış seri üretim doğalgazlı otomobiller bulunmaktadır. Bu taşıtlar hava kirliliğinin önlenmesinde büyük katkı sağlayabilir ancak Türkiye’nin akaryakıtta dışa bağımlılığına çözüm olmaz.
Sıvılaştırılmış bor ile çalışan otomobiller de söz konusu ve bu sistem sıradan her tür benzinli otomobile de uyarlanabilmekte, ancak bu sistem ne halkımız tarafından bilinmekte, ne de bu sistemin tanıtımı yapılmaktadır. Yine de bazı sanayi ustalarının kendi çabaları ile bu sistemi uyguladıklarını bilmekteyiz. Dünya bor madeni rezervinin %70’i Türkiye’de bulunmaktadır. Türkiye’nin ise bu madeni işlemeden, çok düşük bir fiyata yurt dışına pazarladığı söylenmektedir. Devletin ve otomobil firmalarımızın bu işe bir an önce eğilmesini beklemekteyiz.
Havalı motorlara gelince, bundan yıllarca öncesinde Türk televizyonlarında yine bir Türk sanayi ustasının, mobiletini sadece hava basıncı ile çalıştırdığını izlemiştim. Yıllar sonra bu sistemi bir Fransız firmasının geliştirerek seri üretime geçeceği haberini okudum. Bu haberi sizlerle de paylaşmak istiyorum: 2 silindirli ve çalışma prensibi olarak içten yanmalı motorlara benzeyen hava motorları gerekli enerjiyi otomobilin altına konumlandırılmış olan ve 300 bar basınçla sıkıştırılmış hava bulunduran karbonfiber hava tankından almaktadır.

Fransız motor üreticisi MDI Firmasının CityCat adını verdiği yeni modeli 800 cc’lik hava motorundan 25 HP güç üretip 110 km/s hıza ulaşabilmektedir. 2,65/1,62/1,64 metrelik ebatlarıyla tam bir şehir otomobili olan CityCat 550 kg ağırlığındadır. Otomobil bir depo hava ile şehir içinde 200-300 kilometre yol gidebilmektedir Otomobilinizin havası bittiğinde, kurulacak olan yüksek basınçlı hava dolumu yapan istasyonlarda iki dakikanızı ayırmanız yeterli olmaktadır. “İstasyona para vermek istemiyorum, kendi havamı kendim doldururum” diyenlerin ise araçla birlikte verilecek olan hava kompresörünün bir ucunu otomobiline, diğer ucunu ise 220 voltluk şehir elektriğine bağlamaları gerekmektedir. Ancak şebeke elektriğini kullanarak dolum yapmak isteyenlerin 4 saat beklemeleri gerektiğinden, hava istasyonlarında dolum yaptırmak daha mantıklı görünmektedir. Hayal değil gerçek sıfır yakıt, sıfır hava kirliliği, sıfır tehlike. Oh ne güzel ne hoş. Devletimizden beklentimiz; bu sistemi bir an önce hayata geçirmesidir. Akaryakıt vergilerini kaybederim endişesi taşımasınlar. Bu devletin bu gelire gerçekten ihtiyacı var ise, bu vergiyi tüm otomobillerin satışına ve bandrolüne yansıtsınlar, hiç değilse Türkiye’nin parası petrol alımı için dışarı gitmesin ve de soluduğumuz hava temiz kalsın.
Havalar nasıl olursa olsun Sizin havanız yerinde olsun.

Yrd. Doç. Metin Kasım
Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi
Radyo Televizyon Bölümü Fotoğrafçılık ve Grafik Anabilim Dalı Başkanı

20 Şubat 2009 Cuma

ABD'nin prestijli üniversitelerinden Massachusetts Instute of Technologie (MIT) öğrencileri, yoldaki çukur ve tümseklerden elektrik üreten etkili bir amortisör icat etti...
Geliştirdikleri amortisörün şu an otomobillerde kullanılan amortisörlerden daha yumuşak bir seyahat olanağı sağladığını belirten MIT öğrencileri, buluşlarının Amerikan ordusu ve bazı kamyon üreticilerinin ilgisi çektiğini ve tüm araçların yakıt ihtiyacının yüzde 10'unu karşılayabileceğini belirtti.
Konvansiyonel amortisörlerden daha yumuşak bir yolculuk sağlayan sistem, bataryaları şarj edecek veya elektrik donanımını çalıştıracak elektrik üretiyor.
Buluşun geçen yıl patentinin alındığı ve bir şirketle ticari anlaşma yapıldığı belirtildi.

12 Ocak 2009 Pazartesi


Dünyanın ilk uçan otomobili diye lanse edilen Terrafugia Transition’ın “test sürüşü” önümüzdeki ay yapılacak. İki kişilik bir otomobilken, 15 saniye içinde bir uçağa dönüşebilen Terrafugia Transition’ın 18 ay içinde de showroom’lardaki yerini alması bekleniyor.

Eski NASA mühendisleri tarafından geliştirilen otomobil, karada ve havada gücünü 100 beygirlik motorundan alacak. Maksimum 180 km hıza erişebilen otomobilin tek bir depo benzinle 750 km uçabileceği öne sürülüyor.



Merkezi Massachusetts’te bulunan Terrafugia şirketinin sahibi Carl Dietrich, herhangi bir garaja girebilecek boyutlardaki, normal kurşunsuz benzinle çalışan otomobilin türünün ilk örneği olacağını söyledi.
Dietrich, otomobile şimdiden 40 sipariş aldığını belirtti. Ancak otomobille ilgili hâlâ şüpheler var. Uçan otomobile kasko yaptırmak ve yasal olarak havalanacak bir yer bulmak oldukça zahmetli olacak gibi görünüyor

17 Mayıs 2008 Cumartesi

GELECEĞİN OTOMOBİLLERİ YOLLARDA

Yıldız Teknik Üniversitesi güneş enerji sistemleri kulübü'nce (YTÜ-GESK) imal edilen güneş enerjili araç BARRACUDA ve hidojen yakıtlı araç HYR-R İstanbul trafiğine çıktı.
Şişli Cevahir Alışveriş merkez önünden eskortlarla birlikte hareket edip Taksim Meydanı'na oradan İstiklal Caddesi boyunca ilerleyip Galatasaray lisesi önüne gelerek kısa bir şehir turu attı.
maksimum hızı: 120 km (solda)






7 Mayıs 2008 Çarşamba

sürücüsüz araba

Siz keyfinizi sürün...


Sistem ön cama takılmış olan kameradan alınan görüntü
yardımıyla aracın bulunduğu şeridin
sınırlarını belirliyor.



Aracı şeridin ortasında tutmak için gerekli optimum direksiyon torkunu
hesaplıyor ve bu tork sürücü hareketi(en az yüzde yirmi ile)
desteklenen direksiyon torkunun
kombinasyonunu oluşturuyor...


Araç şerit işaretini geçmek üzere olduğunda kesintisiz bir bip
sesi duyuluyor ve sürücü buna tepki vermezse
araç otomatik olarak direksiyona verdiği
güçle şeridin içine kendini sokuyor.

Yeni Honda Accord 'şerit koruma destek sistemi' (LKAS)
ile gerektiğinde direksiyon çevirme torku sağlayarak
aracın şerit içinde konumunu koruyor...
eeee daha ne bekliyorsunuz...

3 Mayıs 2008 Cumartesi

BU HARİKA!!!

Trafik canavarı artık kırmızı ışıkta geçemeyecek

Trafik ışıklarının özellikle büyükşehirlerde trafik akışını düzenlemedeki rolü büyük. Fakat zaman zaman bu ışıkların sürücüler tarafından algılanması zor olabiliyor, veya, trafik ışıklarını kimi sürücüler bir yere yetişme telaşıyla görmezden gelebiliyor. Beklemeye tahamülü olmayan sürücüler bazen de yayaların hayatını tehlikeye atabiliyor.

Sanal duvarKoreli Hanyoung Lee tarafından tasarlanan ’Sanal Kırmızı Işık’ (virtual wall) sistemi sayesinde sürücüler gelecekte artık yeni trafik ışıklarını görmezden gelemeyecek. Yani bir başka değişle trafik canavarı artık kırmızıda geçemeyecek. Çünkü yolun tamamını kaplayan bu yeni trafik işaretini görmemek mümkün değil.

Peki geleceğin trafik ışıkları hakkında ipucu veren sistem nasıl çalışıyor: Yolu kaplıyor"Araçlar için kırmızı ışık yanacağı anda ’Lazer Plazma Işınlar’ araç yolunun tamamını kaplıyor. Böylelikle çok etkili bir uyarı ile sürücünün durması gerektiği anlaşılıyor. Yayalar oldukça rahat bir şekilde yolun karşısına geçebiliyor. Bu çarpacakmış görünümünü veren ışınlar süre sonunda ortadan kayboluyor." Teorik olarak dünya çapında beğenilen bir fikir olan ’Sanal Kırmızı Işık’ın ne zaman hayata geçeceği ise henüz belli değil.Otomotiv teknolojisi konusunda üzerinde çalışılan bir diğer şey ise, gelecekte otomobillerin, sinyalizasyon ışıklarına göre otomatik hareket etmesini sağlamayı amaçlıyor. Bu teknoloji hayata geçtiği takdirde, kullandığınız araç, kırmızı ışıkta önce sizi uyaracak eğer durmazsanız kendiliğinden duracak.
hürriyet.com.tr